Rüya

Niçin Uyuyoruz

Kullanıcı Oyu:  / 1

İnsanoğlunun yıllardır cevabını aradığınicin-uyuyouz bir soru var: “uykunun bir amacı var mı? Yaşamımızın üçte birini geçirdiğimiz uykunun amacı, tam olarak bilinmiyor. Uyku ihtiyacı, açlık gibi oldukça güçlü bir güdüye yol açarak kişiyi bu eksikliği tamamlamaya yöneltiyor.Uyku eksikliğinin, adeta ısrarlı bir alacaklı gibi davranmasının sebebi bilinmiyor.

Her gün mutlaka vücudun ihtiyacı olan süre kadar uyumak gerekiyor. Daha önce de belirttiğimiz gibi, eğer eksik uyursak daha sonra borcunu geri alıyor. Uyku süresinin türler arasında değişiklik göstermesinin nedenleri ve önemi, bilinmeyen noktalardandır diğeri. İnsanların ilerleyen yaşla birlikte uyku ihtiyacının azalması da açıklanabilmiş değil. Başka bir bilinmeyense, uykunun neden REM ve non-REM olarak bölündüğü.

Uyku eksikliğinin olumsuz etkilerinin bilinmesine karşın, uykunun yararları hakkında çok az şey biliniyor. Vücuttaki bir çok hormonun salgılanması ve organların çalışması biyolojik bir ritim eşliğinde gerçekleşiyor. Bu düzen içerisinde uykunun çok önemli yeri var. Uyku düzenini bozan durumlar vücut dengesinide olumsuz etkiliyor. Beyin dahil olmak üzere bir çok organ uyku sırasında çalışmaya devam ediyor. Yani uyku, sadece organların dinlenmesi için gerekli bir mekanizma değil. Uyku, belki de organların kendilerini tamir etmek için bir bakıma vücudun kendisini rölantiye alması. Ruhsal dengenin sağlanması için de uyku gerekli. Uykunun amacını anlamak için, uykunun REM ve NREM kısımlarını anlayabilmek gerekiyor.

Talamus, hipotalamus ve beyin sapında bulunan uykuyla ilgili merkezlerde REM ve NREM uykularını tetikleyen bölgeler bulunuyor. Buralardan salgılanan çeşitli mole- küller, uykunun REM-NREM geçişini kontrol ediyor. Serotonin, histamin, adrenalin, non-adrenalin ve oreksin, REM uykusunu sonlandıran moleküller. Uykunun REM evresinde beynin alt merkezlerindeki sinir faaliyetleri uyanık durumdakine oldukça benzerlik gösteriyor. Bu iki durum arasındaki en önemli farklılıklar, salgılanan moleküller arasındaki küçük değişiklikler. Uyku merkezlerindeki histamin salınımındaki azalma, uyku sırasında bilincin kaybolmasına yol açıyor. Noradrenalin salınımındaki azalmaysa uykuda kas gevşemesini sağlıyor.

Bu mekanizmaların aydınlatılması, uykunun biyolojik amacının anlaşılması için oldukça önemli. Türler arasındaki uyku süresi farklılıklarının sebebinin aydınlatılması, uykunun amacının anlaşılması için önemli sayılıyor. Hayvanlardaki uyku düzeni insanlardan farklı. Yarasalar günün 18-20 saatini uyuyarak geçirirken, filler günde 3-4 saat uyuyor. Bazı kuşlar tek gözü açık olarak ve çok kısa süreyle uyuyorlar. Yunusların uykusuysa oldukça ilginç. Yunuslar uyurken beyin yarım kürelerinden sadece birisi uyuyor, diğeriyse uyanık kalıyor. Her 2 saatte bir uyuyan ve uyanık olan yarım küreler nöbet değiştiriyor, ayrıca, yunuslar akvaryum gibi ortamlarda aynı yönde daire çizerek uyuyorlar. Uyku süreleri, hayvanların türüne, beyin ağırlığına ve beslenme özelliklerine göre farklılıklar gösteriyor. Bu değişikliklerin temeldeki nedenlerinin ortaya çıkartılması, uykunun amacını aydınlatma yönünde atılacak önemli adımlar olarak kabul ediliyor.

REM ve NREM uykularının amacı tam olarak bilinmese ve bu konuda birçok teori olsa da, ortak görüş, uykunun tüm türlerde ortak bir sebebi olduğu yönünde. Uykuda beyin neredeyse uyanıkken olduğu kadar faaliyet içerisinde. Uyku sırasında meydana gelen karmaşık sinyaller sayesinde beyin, birçok problemini çözebiliyor, kendisini yeniden şekillendirip kişiyi günlük hayata hazırlıyor. Gün içerisinde azalan ya da tükenen çeşitli moleküller,  uykuda tekrar sentezleniyor. Uykunun öğrenme ve belleği geliştirmede de önemli rolü var. Uyurken beyinde gerekli bağlantılar sağlamlaşıp, gereksiz olanlar kopuyor ve günlük hayata daha kolay uyum sağlayacak hale geliyor. Beynin bu yoğun çalışması, hiç farkında olmadığımız ruhsal ve duygusal sorunlarımızın çözümüne de katkıda bulunuyor. Böylece iyi bir uyku sayesinde beynimiz, ertesi güne çok daha iyi ve zinde başlama olanağı tanıyor bize.

NREM Uykusunun Amacı

Kullanıcı Oyu:  / 1

Uykunun süresini, beynin alt merkezlerinde bulunan sinir hücrelerinin gönderdiği sinyaller belirliyor. Bu merkezlerin büyüklüğüyle uyku süresi uyum göstermiyor, hatta neredeyse ters orantılı.

Oldukça büyük beyne sahip olan fillerde uyku süresi çok kısayken, uyku merkezleri çok küçük olan farelerde uyku süresi daha uzun sürüyor. Uykunun süresiyle işlevi arasındaki bağlantı ise tam olarak aydınlatılabilmiş değil. Uykunun amacını anlamak için geliştirilen çalışma modelleri genellikle hayvanları uzun süreyle uykusuz bırakma prensibine dayanıyor. Uzun süre uykusuz kalan farelerde ciltte yaralar, vücut ısısında önce artış sonra düşüş, gıda tüketiminde artış ve sonunda ölüm görülüyor. Talamus ve hipotalamus bölgelerinde beyne verilen hasarlar da benzer bulgulara yol açıyor. Bu deneyler, uykunun bünye için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.

Uykunun önemli amaçlarından birinin enerji tasarrufu olduğu düşünülüyor. Bazı hayvanların kış uykusuna yatarak enerji tüketimini en aza indirmeleri gibi, insanlar da her gece uyuyarak enerji tasarrufu yapıyorlar. Hayvan türleri arasındaki uyku süresi farklılıkları, evrimsel gelişim içerisinde doğaya uyum değişikliklerinden kaynaklanıyor. Bu görüşe göre, yırtıcı hayvanların saldırılarına daha açık olan hayvanlar daha az uyuyor. Örneğin, vücut büyüklüğü nedeniyle saklanması daha zor olan fil gibi büyük havyalar eğer günün çoğunu uyuyarak geçirseydi büyük olasılıkla yırtıcıların saldırılarına daha çok maruz kalacaklardı. Diğer yandan, fare gibi, saklanması kolay olan küçük ve çevik hayvanlarsa daha çok uyuma lüksüne sahip. Kısaca, uyku süresini bir bakıma doğal şartlar belirliyor.

Gıda alışkanlıkları da uyku sürelerini etkilemiş olabilir. Daha düşük kalorili beslenen büyük otoburlar, bünyeleri için gerekli enerjiyi alabilmek için günün çoğunu yiyerek geçirmek zorunda kalıyor. Ancak, kaplan gibi daha kalorili ve proteinli beslenen etoburlarsa sürekli yemek zorunda değil ve uykuya daha çok zaman ayırabiliyorlar. Uykunun önemli amaçlarından birisinin enerji tasarrufu olduğunu düşündüren gözlemlerden birisi de yeni doğan bebeklerin çok uyumaları. Bebeklerin metabolizmaları çok hızlı ve büyümek için gereken enerjiyi sağlayabilmek amacıyla günün çoğunu uyuyarak geçiriyorlar. Metabolizma hızıyla uyku süreleri arasında bağlantı bulunuyor. Metabolik hızı yüksek olan küçük hayvanlarda uyku süresi de uzun oluyor. Metabolik hızı düşük olan büyük hayvanlarsa daha az uyuyor.

Bu gözlemler, uykunun metabolizmayı düzenleyici etkisi olduğunu gösteriyor. Metabolizma hızının yüksek olduğu durumlarda, metabolizmanın yan ürünü olarak hücreler tarafından fazla miktarda serbest oksijen radikalleri sentezleniyor. Hücre içerisinde serbest oksijen radikallerinin birikmesi hücrelerin ölümüne yol açıyor ve yaşlanmayı hızlandırıyor. Uykunun önemli amaçlarından birisinin de, metabolizma hızını yavaşlatarak serbest oksijen radikallerinin birikmesi önlemek olduğu düşünülüyor. Uyku sırasında, hücrelerde biriken serbest oksijen radikalleri azalarak hücre hasarı azaltılıyor. Uykuda, bazı hücrelerde protein senezi artarak gün içerisinde meydana gelen hasarlar tamir ediliyor. Böylece, uyku sırasında vücut bakıma alınmış oluyor ve bir sonraki günün yoğun metabolik faaliyetine hazırlık yapılıyor.

Son yıllarda yapılan çalışmalar uykunun bir diğer faydasını da gösterdi. Özelikle yavaş dalgaların görüldüğü NREM uykusu sırasında protein sentezi artıyor ve sinir sisteminin bazı bölgelerinde yeni sinir hücreleri oluşuyor. Koku lama hücrelerinde, beynin iç boşluklarında ve duygu merkezi olarak kabul edilen  “hipokampus”da 3-4 hafta içerisinde yeni sinir hücreleri oluşuyor. Sinir hücresi üretimi düzenli egzersizle artıyor ve stresle azalıyor. Uyku yoksunluğunda da yeni sinir hücresi oluşumu azalıyor. Kısaca, uyku, beyin hücrelerinin yenilenmesine olumlu katkıda bulunuyor.

REM Uykusunun Amacı

Kullanıcı Oyu:  / 0

Uykunun ilk insanların hayatta kalması için önemli mekanizmalardan birisi olduğu düşünülüyor. Gün içerisinde yorgun düşen vücudun dinlenmesi için gerekli süreyi sağlamanın dışında uykunun başka faydaları da var. Uyku, ilk insanın düşmanlarından kurtulmak için çok enerjiye ihtiyacı olduğu ve gıdanın az olduğu çağlarda çok önemli bir enerji tasarruf sistemiydi.

Daha da önemlisi, tehlikeli ve karanlık gecelerde insanın ortalıkta dolaşıp düşmanlarına av olmasını önleyen bir savunma mekanizmasıydı. Günümüze kadar gelen uykunun önemli bölümlerinden birisi de REM uykusu. REM uykusunun hem vücut hem de ruh sağ-lığı açısından çok önemli olduğu kabul ediliyor. REM uykusunda, sinirler arasındaki bağlantı olan sinapslar güçleniyor, yenileri oluşuyor ya da gerekli olmayan sinaps bağlantıları kopuyor. Kısacası, REM uykusu beyindeki bağlantıların yeniden şekillenmesinde çok büyük önemi var. Belleğin gelişmesine ve öğrenmeye de önemli katkısı var. REM uykusunu yeterince alamayan kişilerin belleğinde zayışama oluyor ve öğrenme güçlüğü çekiyorlar. REM uykusunun rüya görmeyle yakın ilişkisi var. Uykunun bu bölümünde uyandırılan kişilerin neredeyse %95’i rüya gördüklerini ifade ediyorlar. Bu durumda, insan beyni için çok önemli olan REM uykusuyla yakın bağlantısı olan rüyaların da büyük önemi olduğu düşünülüyor. REM uykusu, rüyaların görüldüğü evre. REM uykusu sırasında kişi uyku konumunda olsa da beyin metabolik olarak oldukça faal.

Kalp ve solunum hızı bu evrede değişkenlik gösteriyor. Gözlerde hızlı hareketler, uzuvlardaki kaslarda küçük hareketlenmeler ve erkeklerde cinsel organda sertleşme REM uykusu sırasında görülüyor. Uyanıklık durumuna göre vücudun harcadığı enerjiden daha az enerji harcanmasını sağlayan REM uykusu, NREM uykusuna göre daha az enerji tasarrufu sağlıyor. Tüm uyku sürecinin neden sadece NREM olmadığı henüz bilinmiyor. REM uykusunun süresi esas olarak doğuşta sinir sisteminin gelişim durumuna bağlı. Doğuştan sinir sistemi iyi gelişmiş olan hayvanlarda, erişkin yaştaki REM uykusu daha kısa sürüyor. Örneğin, doğduğunda oldukça gelişmiş sinir sistemine sahip olan, hatta dişli doğan bazı kemirgenlerde erişkin yaşa ulaştığında REM uykusu toplam 1 saati geçmiyor.

Sinir sistemi görece az gelişmiş doğan insan türünde, ileriki yıllarda REM uykusu daha uzun sürüyor. REM uykusunun süresi büyüdükçe azalıyor. Uykunun bu evresi doğuştan itibaren var ve bebeklik döneminde uykunun daha fazla bir kısmı REM uykusunda geçiriliyor. Bu ve benzeri gözlemler, REM uykusunun beyin gelişiminde önemli rolü olduğunu gösteriyor. REM uykusu sırasında, beyinde oluşan hatalı sinir bağlantıları yok ediliyor. Sinir hücreleri arasında yeni bağlantılar kurularak sinir sisteminin programlı bir şekilde gelişmesinde REM uykusu oldukça önemli. Özellikle, bebeklik ve çocukluk döneminde REM uykusu beynin gelişiminde önemli rol oynuyor.

Erişkinlik döneminde uykunun bu evresinin tam olarak ne faydasının olduğu bilinmiyor. REM uykusunun, kişiyi uyanıklığa hazırladığı, böylece çok derin uyku olan NREM uykusundan doğrudan uyanıklık durumuna geçilmesini önlediği düşünülüyor. Uyurken dahi belirli bir alarm durumunda olmanın, hayvanların dış tehlikelerden korunmasında oldukça önemli yeri var. Çok derin uykudan, yani NREM’den uyanan hayvanın yem olma ihtimali, REM uykusundan uyanan, ve belirli bir alarm durumunda olan hayvana göre daha fazla. Buna ek olarak, NREM uykusundan uyandırılan hayvanların günlük bedensel işlevlerinde olumsuz etkilenme görülüyor. REM uykusunun en uzun görüldüğü dönem uyanmaya yakın olan süre. Uykuya ilk daldıktan sonra girilen REM evresi 10-15 dakika kadar sürerken, uyanmamıza yakın girdiğimiz REM evresi 25 dakika kadar sürüyor. Göz hareketleri, soluk alıp verme ve kalp hızındaki değişiklikler sabaha doğru olan REM uykusunda daha belirgin hale geliyor.

Bu bulgular, REM uykusunun bizi uyku durumundan gülük hayata geçişe hazırladığını gösteriyor. REM uykusunun amaçlarından bir diğerinin, beyin sapını aktif halde tutmak olduğu düşünülüyor. Bazı hayati iç organların işlevlerini kontrol eden beyin sapı, REM uykusunda sürekli uyarılar alıyor. Evrimsel süreçte, beynin entelektüel becerilerinden, ince iş yapma yeteneklerinde sorumlu olan korteksin gelişimini tamamlamasından önce bile REM uykusunun var olduğu ve bu sistemin beyin sapı üzerinde etkili olduğu düşünülüyor. REM uykusunun başka bir önemi de, gün içerisinde miktarı azalan mesajcı molekülerin yeniden sentezlenmesine fırsat yaratmak. Yani beyne, biyokimyasal açıdan bir mola vermek. REM uykusu sırasında beyindeki, noradrenalin, histamin ve serotonin sentezleyen hücrelerin faaliyetinde REM uykusu sırasında azalma oluyor. Böylece, gün içerisinde oldukça aktif olan bu hücreler REM uykusunda toparlanarak mesajcı molekülerin ve bunların uyardığı algılayıcıların sentezine zaman kalıyor.

Uyku Bozuklukları

Kullanıcı Oyu:  / 0

Uyku bozuklukları insanları rahatsız eden başlıca sorunlar arasında. Uyanıkken ya da uykuda, beyin sürekli etkin. Bu iki durum arasındaki temel fark, çalışan bölümlerin farklı olması. Kısaca, uyku-bozukluklaribeyin uykuda bile aktif olarak çalışarak vücuda yarar sağlamayı hedefliyor. Uyku bozukluklarındaysa gerek bedensel gerekse ruhsal sorunlar ortaya çıkıyor. Bu sorunların anlaşılması ve giderilmesi için yapılan çalışmalar, uykunun mekanizma ve yararları nın daha iyi anlaşılmasını sağlıyor.

İnsanların günlük uyku ihtiyaçları genetik olarak belirlenmiş durumda. Her kişinin günlük uyku ihtiyacı diğerinden farklı. Kimi günde 6 saat uyurken kimileri 9 saat uyumadan uykusunu alamıyor. Ancak insanlar genel olarak 7,5-8 saat uyuyorlar. Kişinin günlük uykusunu tam olarak aldığının en önemli göstergesi, çalar saat çalmadan uyanması. Ancak çalar saatle uyanabiliyorsak, bu demektir ki daha gereken uyku süresi tamamlanmamış ve vücudun daha fazla uykuya ihtiyacı var. Gün içinde durgun bir anda uykuya dalmak da kişinin uyku eksikliğini gösteriyor. Normal uyku ihtiyacını alan kişi, monoton bir dersi dinlerken ya da ağır bir öğle yemeği sonrası uyku ihtiyacı duymuyor. Bu türden durumlar sadece vücudun uyku ihtiyacını su yüzüne çıkarıyor. Kendimize özgü olan ideal uyku süresini anlayabilmenin yolu, uyanmak için hiçbir zorunluluğun olmadığı tatil günlerinde ne kadar uyuduğumuzun hatırlanması. ‹şte bu süre kişinin gerçekte ihtiyacı olan uyku süresi.

Günümüzdeki hayat ve çalışma koşullarında, ideal uyku süresini yaşamamız pek mümkün olmuyor. ‹ş, seyahat, yoğun çalışma, bedensel hastalık ya da aşırı üzüntü gibi durumlar kişilerin uyku düzenlerini bozabiliyor. Bu tür durumlar genellikle geçici oluyor ve hafta sonu ya da uzun tatillerde uyku eksikliği telafi edilebiliyor. Uykusuzluğun uzun dönemde telafi edilmemesi çeşitli bedensel ve ruhsal sorunlara yol açabiliyor. Uyku düzenini bozacak görünür bir neden olmamasına karşın, aşırı uyumak, uykuya dalamamak, ya da uyku düzenindeki bozukluklar beynin önemli sorunları olarak kabul ediliyor.

Kısaca “uyku bozukluğu” olarak adlandırılan bu sorunlar toplumda oldukça sık görülüyor. Kişinin yaşam kalitesini düşüren bu durumlar, yalnızca ruh ve beden sağlığını olumsuz etkilemekle kalmıyor; aşırı uykuya yatkınlığa bağlı olarak meydana gelen kazalar, uyku sırasında yapılan kontrolsüz davranışlara bağlı yaralanmalar, uyku bozukluklarının yol açabildiği diğer önemli sorunlar. Günümüzde, tanımlanmış olan 100’ün üzerinde uyku bozukluğu türü var. Bunlar 4 ana grupta toplanıyor. Bunların ilki: “insomnia” olarak adlandırılan uyuma güçlüğü. Uykusuzluk hastalığı toplumda en sık görülen uyku bozukluğu. Bu kişilerin bir kısmı hiç uykuya dalamazken bazıları gecenin bir yarısında uyanıp bir daha uyuyamıyor. Bu tür rahatsızlıkların tedavisinde anti-depresan denen, depresyon yani bunalım durumlarında verilen ilaçlar öneriliyor. Bu ilaçlar uyku sağ- lasa da yavaş dalga evresinin derinliğini azalttığı için tam olarak kaliteli bir uyku sağlayamıyor. Gün içerisinde uykuya eğilim de diğer bir uyku sorunu.

Bu kişilerin gün içerisinde uyuklamasının nedeni gece boyunca derin uykuya geçememeleri. “Hipersomnia” denen bu durum, belirgin bir neden olmadığı halde gün içinde aşırı uyuma hali. Buna yol açan nedenlerin başında “uykuapnesi” denen hastalık geliyor. Uykusırasında, solunum kaslarındaki gevşeme ve hava yollarındaki çökmeye bağlı olarak kısa bir süreyle nefes alınamı- yor. Yeterince oksijen alınamadığı için kişi sık sık uyanıyor ve derin uyku evresine hiç geçemiyor. Gece uykusunu alamadığı için bu kişiler gün içinde sürekli uyukluyorlar. Narkolepsi denen hastalıktaysa hiçbir neden olmaksızın kişi gün içerisinde uykuya dalıyor. Bu kişiler oturdukları yerde, ayakta ya da araba kullanırken bile uykuya dalıp rüya görüyorlar. Hayati sorunlara yol açabilecek bu rahatsızlık, teşhis edildikten sonra etkin bir şekilde tedavi edilebiliyor. ‹nsomnia ve hipersomnia’dan sonra en sık karşılaşılan üçüncü uyku bozukluğu grubuysa “parasomnia”. Bu kişilerde uyku sırasında istemsiz ve kontrolsüz davranışlar görülüyor.

Uykuda yürümek, çığlık atarak kalkmak, rüya sırasında çevreye saldırmak bu hastalıkta görülen davranış bozuklukları arasında. Bu kişiler uykuda farkında olmadan kendilerine ya da başkalarına zarar verebiliyorlar. Uykuda yürürken balkondan düşüp ölenler ya da rüya görüp oda arkadaşını yumruklayanlar oluyor. Bu hastalıkların tedavisi oldukça önem taşıyor. Son grup uyku bozukluğuysa uyku ritim düzensizliği. Bu kişilerde, uykunun 24 saatlik normal düzeni, yani biyolojik uyku saati bozuluyor. Erken yatıp istenilen saatte uyanamamak, ya da erken yatıp istenilenden erken kalkmak uykuda ritim bozukluğunu gösteriyor. Bu kişilerde uyku düzenleyici ilaçlar kullanarak uyku süresini kabullenilebilir normal saatler arasına çekmek gerekiyor. Uyku bozukluklarının anlaşılması, uykunun amacının ve yararlarının anlaşılması için oldukça önemli. Değişik uyku bozukluklarından, beynin değişik merkezleri ve hücreleri sorumlu. Bu hücrelerin işlevlerinin tam olarak aydınlatılmasıyla uykunun sırları da çözülebilecek. Uykunun sırlarının anlaşılmasıyla beyin daha iyi anlaşılacak ve birçok sinir sistemi hastalığının kökeni bulunabilecek. Bu nedenle uyku üzerinde yapılan çalışmalar, yalnızca uykunun mekanizması ve amacını ortaya koymakla kalmayıp, beynin deşifre edilmesine yardımcı olacak ve böylece birçok hastalığa şifa bulunmasını sağlayacak.

rüya tabirleri yorumları

Kullanıcı Oyu:  / 7

rüya tabirleri yorumları,ruya yorumları,rüa tabirleri,rüya yorumlari,rüya tabirleri yeri,rüya tabirleri ve yorumları,rüya tabirleri sözlüğü,

Ünlü bilgin Alcmaon’a göre uykuya,derideki kanın vücudun iç taraşarına doğru akması yol açıyordu. Aristo’nun uyku teorisiyse daha değişikti. Aristo’ya göre yenilen yiyeceklerin buharı

sıcak olduğu için yükselerek kafada birikiyordu. Akşama doğru kafanın soğuması

yla su buharı soğuyarak aşağı iniyor ve kalbi soğutuyordu. Bu da uykuya yol açıyordu. Eski Babilonlar, rüyaların insanüstü dünyadan yollandığı,iyi rüyaların tanrıların, kabuslarınsa şeytanların mesajları olduğu düşünülürdü. O çağlardan beri uyku ve rüyaların kökenini, mekanizmasını anlayabilmek için insanoğlu yoğun çaba harcadı. Modern bilimin kullandığı EEG ve PET cihazları sayesinde uyku sırasında beynin yaydığı dalgalar ve hangi bölgelerin çalıştığı gösterilebiliyor. REM uykusu 1950’li yılların başlarında ilk keşfedildiğ inde bilim dünyasında büyük heyecan yarattı. REM uykusunda uyandırılan kişilerin çoğu rüya tanımladıkları için, uzun yıllar REM uykusuyla rüyaların aynı kökenli olduğu düşünüldü. Ancak, daha sonra yapılan çalışmalarsa REM uykusuyla rüyaların oluşum mekanizmasının aynı olmadığı yani REM = rüya olmadığını gösterdi. REM uykusunun rüyalarla eş anlamlı olmamasına karşın, rüyaların oluşumunu tetiklediği düşünülüyor. REM uykusunun rüya demek olmadığı anlaşıldıktan sonra, rüyaların kökeni ve mekanizması yla ilgili yeni tartışmalar ve araştırmalar başladı. Rüya görmeye zemin hazırlayan uykunun hormonu “melatonin” olarak biliniyor. Beyindeki “pineal bez”de üretilen melatonin, belirli bir biyolojik saate göre salgılanıyor. Bazı araştırmacılar Melatonin’in doğal bir narkotik, yani uyku getiren molekül olduğ unu ifade ediyor. Havanın kararmasıyla melatonin düzeyinde artış oluyor. Hava kararınca ya da göz kapakları kapanınca göze giren ışık miktarı azalıyor. Buna paralel olarak melatonin sentezi artıyor. Melatonin’in artması “DHEA” (dehidroepiandrosteron) denen diğer bir hormonun düzeyinde düşmeye yol açıyor. Bu hormonal değişimler, NREM ve REM uykularının oluşumuna yol açıyor. NREM uykusunun ilk evrelerinde “serotonin” denen bir hormon salgılanıyor. Bu hormon, NREM uykusunun devamlılığından sorumlu. Beyindeki serotonin miktarı azalmaya başlayıp melatonin düzeyi yükseldikçe uykunun derinliği de artıyor. NREM’den REM uykusuna geçişteyse “asetilkolin” adlı bir mesajcı molekül önemli rol oynuyor. Asetilkolin beyin sapından salgılanıyor, yani REM uykusundan sorumlu molekül. REM uykusu sırasında salgılanan asetilkolin, beyin sapından, beynin orta-iç kesiminde bulunan talamus’a sinyaller gönderiyor. Talamus’dan çıkan sinyaller beyin korteksine yollanarak, kaslara giden sinir uyarılarının bloke olmasına yol açıyor. Böylece REM  ykusundaki rüyalar sırasında kaslarımızın geçici bir süreyle felç olmasını sağlıyor. Bu geçici felç durumu, rüyalarımız sırasında bilinçsiz vücut hareketlerini engellemede oldukça önemli. Özellikle duygu içeriği çok yoğun rüyaların etkisiyle insanın kendisine zarar verebilecek hareketlerde bulunmasını bu geçici felç durumu engelliyor.REM uykusundan asetilkolin sorumlu tutulsa da rüyaların bir dizi başka molekül tarafından başlatıldığı düşünülüyor.

REM uykusunda salgılanan asetilkoline ek olarak “dopamin”, “karbolin” ve “dimetiltriptamin” denen bir grup molekül de salgılanıyor. Bunların rüyadan sorumlu moleküller olduğu düşünülüyor. Beynin orta merkezlerinden salgılanan bu moleküller, üst merkezleri harekete geçirerek rüyaların görülmesini  ağlıyor. Yaklaşık 5-30dakika kadar süren REM uykusu sırası nda beyinde “pinolin” denen bir molekülün seviyesindeki düşmeye bağlı olarak tekrar serotonin seviyesi yükselmeye

başlıyor. Bu sırada “noradrenalin” denen başka bir molekül de salgılanıyor. Serotonin ve noradrenalin, rüyayı sonlandırıp, REM uykusundan tekrar NREM uykusuna geçişi sağlıyor. NREM uykusu sırasında  seviyesi yükselen serotonin, çeşitli enzimler tarafından melatonin’e dönüştürülüyor. Böylece

tekrar melatonin, karbolin ve dimetiltriptamin düzeyleri artarak REM uykusu ve rüya başlıyor. Bu döngü uyku sırasında yaklaşık her 90 dakikada bir, toplam 4-5 kez tekrarlanıyor.

Diğer Makaleler...

  1. islami rüya tabirleri

Arama

Ana nesneyi yazın. Örnek:gözlük,bebek,gebe v.b.

FACEBOOK SAYFAMIZI BEĞENİN

Rüya Tabirleri Rüya Tabirleri ekolay - yaşam НикНок Товары и услуги - каталог сайтов Şendoğan T. Ankara Yenimahalle 3D Teknik Çizim Modelleme Tasarım - Armut.com